Nuray Mert'in Cumhuriyet'te açtığı gedik

Mon 26 March 2018

Bu yazıyı yazmak için geç kaldığımın farkındayım. Fakat günlük tutma araçlarımı yeni düzenleyebildim ve artık bu tipte, beni etkileyen gündemleri kısa zamanda yorumlamak istiyorum. Tabi içerideki onlarca düşünce suçlusunu gördükçe, beynimdeki oto-sansür mekanizmasını engelleyebimem mümkün gözükmüyor. Her şeyin açık ve özgürce tartışılabileceği günleri özlemle beklemeye devam.

Cumhuriyet'i Can Dündar'ın yayın yöneticilik döneminden, Nuray Mert'in çıkarıldığı döneme kadar elimden geldiğince takip ettim. Yaşanan bu olaya 'Mert vakası' diyeceğim.

Fikrî düzeyde baktığımızda, Cumhuriyet'le fikir birliğim %80, Nuray Mert'leyse %20'dir, tam da bu yüzden, gazete alamasam da, internetten Nuray Mert'in yazılarını kaçırmamaya çalışırdım. Adeta bir görevli gibi görürdüm onu, ait olmadığı toplumun büyük çoğunluğuyla empati kurmaya çalışıp, olan biteni kabul edip anlamlandırma ve görüşlerini oluşturma çabası öğretici ve takdire şayandı. Mücadele yöntemi Cumhuriyet'le burada ayrılıyordu. Cumhuriyet olaylara karşı belli dogmalara göre refleks veriyorken, Mert o olayın iktidar için neye hizmet ettiğini, bu duruma nasıl yaklaşmak gerektiğini anlamaya çalışıyordu. Mert'in bu süreçte bir eksikliği varsa, o da kendisini yazı yazması için çağıran yayın kurulunun da onu anlamadığını fark edememesidir bana kalırsa.

İki tarafın olaylara yaklaşımında temel bir farklılık olduğunu, daha sonra Nuray Mert'in açıklamalarına verilen cevaplardan anladım.

İstifa ettirilme sürecini tetikleyen son 2 yazı, Evrim teorisinin müfredattan çıkartılması ve müftüye nikah kıyma yetkisinin verilmesi konularıydı. Mert olay sonrası 'rejim değişiyor, muhalefet evrim teorisiyle uğraşıyor.' dedi. Bu noktada, Cumhuriyet'in politika ile dogmatik refleksi birbirine karıştırdığını, muhalefet etmeyi sekterlik, dar grup görüş ve çıkarlarını savunmak sandığını gördük. Nuray Mert'le tartışmayı gazetede bir ek çıkartarak derinleştirmek yerine onu işten çıkartmak bunun göstergesi.

Öte yandan, Mert'in yaklaşımı, oldukça ender gördüğümüz tipte; iktidarın her dönem karşısında olmak, bunu bir tür düşmanlıkla değil, konuşarak ve kafa yorarak yapmak... Bu tavrı her dönem asıl tehlikeyi görmesini ve enerjisini bunu önlemeye çalışmaya harcamasını sağlıyor. Bizim için üzücü olan, bu eğilimin değil, sekter eğilimin ana muhalefet olması.

Bu yazıyı yazmaya başlar başlamaz, kendimi sorgulamaya başladım, gerçeklere göre değil, işime geldiği gibi davrandığımı farkettim. görmemi sağladı.

Özeleştiri yapacağım konu, Cumhuriyet'i boykot ederken, Birgün gazetesini takip etmem. Birgün'ün de 2015'te, Akın Olgun'un HDP'yle ilgili yazdığı yazılardan rahatsız olarak istifasını istediğini biliyordum, fakat 'unuttum'. Cumhuriyet yönetiminin basiretsizliğini boykot ederken, benzer bir tavırda olduğunu bildiğim Birgün'ü de eleştirmeyip bu gazeteyi almaya devam etmek benim hatamdi.

Şayet bu iki yayın organı, geçmişe dönük hatalarını kabul edip özeleştiri yaparlarsa, bu yayınları tekrar takip etmeyi ben de can-ı gönülden isterim, Fakat açıkçası bu tavrı her iki yayın organından da beklemiyorum, çünkü her ikisinin tavrındaki belirleyici unsur, bu yayınların ekonomik olarak bağımsız olsalar da, ait oldukları ideolojiye hizmet etme amacıyla varoldukları, ve kendileriyle aynı ideolojik bağlılığı taşımayan politik tavırlara karşı tartışmayı derinleştirmekten korkmaları gerçeğinden kaynaklanıyor.

Ek olarak, söylemek istediğim, bu iki yayın organı da, bizlerden destek isterken gazetelerinin etik yönlerini vurgularlarken, her iki istifa ettirilme vakasında gördüğümüz, bu işi tartışmak ve karşılıklı hassasiyetleri dikkate almaya çağırmak yerine, bir e-posta göndererek bitirmeyi seçmeleri. Bu tavırları, bana başımızdaki hegemonun 'ben senin muhatabın değilim' tavrını hatırlatıyor. Bu yayın organlarına göre etik sadece kendileri gibi düşünenler arasında geçerli, düşünmeyenlere ise her türlü kötülük mübah görülüyor.

Ama alternatifsiz değiliz, internette çok sayıda haber kaynağı, tartışma platformu mevcut. Ayrıca artık sosyal medya üzerinden her birimiz birer haber kaynağı, eleştirmen ve yazarız da. Haber almak için bu yayın organlarının sekter yönetim kurullarına mecbur değiliz. Yeter ki kendi göbek bağımızı kendi kendimize kesebileceğimize inanalım.